1 Mart 2013 - 20:30

El-Kaide terör örgütünde kadınların sayısını neden artmış olduğunu bilmek istersiniz herhalde… Gerçi şu anda El-Kaide örgütünde kadınlar baskın derecede gözükmese de şu bir gerçektir ki son zamanlarda bu kanlı terör örgütüne katılan kadın sayısında bir hayli artış gözlemlenmiştir.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Peki, kadınların bu örgüte katılmasının sebebi tamamen ideolojik mi yoksa El-Kaide örgütünün ideolojisindeki bir değişimin göstergesi mi? Bu konuda yorumu siz değerli okuyucularımıza bırakıyoruz. Şayet batıya da şirin gözükmek ve “Bakın, biz de kadın erkek eşitliğine inanıyoruz” mesajı vermek istemektedirler. Kimbilir… Ama bu görüntü bazılarına göre El-Kaide’nin zafiyetinin açık göstergesidir. Zira erkek militan bulamama sorunu kadınları da silah altına almalarını zorunlu kılmış olabilir… Fakat şu anda kadınların El-Kaide örgütündeki rolleri nedir? Militanları motive etmek mi yoksa intihar eylemlerinde kullanılmak mı?! Bu konuda şunları söylemek mümkündür: 2003 yılında vuku bulan bir hadise bu teşkilatın ruhuyla apaçık bir çelişki içindedir. Irak’ta ilk kadın intihar birimi, el-Kaide önderlerinden birinin dul eşi Ümmü Üsame tarafından yönetiliyor.

İtimat gazetesindeki notlarında şu ifadelere yer veriyor Sara Abbasi: 2005 yılında el-Kaide örgütü kadınları arasından ilk intihar saldırısını Belçika asıllı 38 yaşındaki Muril Degok Amerikalı askerlere karşı gerçekleştirdi. O, üzerine giydiği erkek elbisesi ile askerlerin arasına girdi. Bu patlamada beş kişi öldü ve onlarca kişi de yaralandı. Degok eşi ile birlikte Ebu Musab Zerkavi komutasındaki Irak El-Kaide’sine bağlı idi. Degok yeni Müslüman olmuş Avrupalı bir kadın olması hasebiyle El-Kaide kadınları için bir örnek ve sembole dönüştü. Bu olayın ardından Irak’ta 2007 yılında sekiz kişi ve 2008 yılında on sekiz kişinin ölümüne yol açan bombalı eylemlerin aktörü kadınlar oldu. Hâlihazırda Irak’taki intihar eylemlerinin üçte biri ve Diyale bölgesindeki intihar saldırılarının yüzde atmışı kadınlar tarafından yapılmaktadır. Bu saldırıların kurbanlarının çoğunu sivil Şii vatandaşlar oluşturmaktadır. Bu tarz saldırılar Afganistan ve Pakistan’da da kadınlar tarafından gerçekleştirilmektedir.

Eymen Zevahiri’nin eşi 2010 yılında yayınladığı açık bir bildiri ile kadınlar tarafından yapılan intihar eylemlerini resmiyete tanıdı. Aynı yıl Taliban ve el-Kaide Pakistan’ın kuzeybatısında ve Afganistan’ın kuzeydoğusunda kadınlardan müteşekkil intihar timleri oluşturduklarını bildirdiler. O günden sonra terör eylemleri kadınlara tevdi edildi. Buna örnek olarak 2012 yılında Kabil’de 12 kişinin öldürülmesi gösterilebilir ki ölenlerden sekizi eylemi gerçekleştiren Güney Afrika uyruklu kadındı. Sonrasında İslam partisi bu saldırıyı üstlendi ve Peygambere hakaret içerikli filme bir tepki olarak gerçekleştirdiğini duyurdu. Bundan önce Afganistan’da hiçbir kadın bombalı saldırıda bulunmamıştı. Şunu da hatırlatmakta fayda vardır ki Ortadoğu ülkelerinde kadınların giyim tarzları bombaların dikkat çekilmeden taşınması hususunda işi bir hayli kolaylaştırmaktadır.

El-Kaide’de kadınların eğitmenlik görevleri de vardır. Şöyle ki 1996 yılında El-Kaide örgütünün lideri Üsame b. Ladin kadınların bu teşkilattaki rolünü şu şekilde tanımladı: Evi ve oğulları gözetlemek. Dolayısıyla kadınlar bu örgütün geleceği için savaşçılar yetiştirme gibi önemli bir rolü de üstlenmiş durumdalar. 2004 yılın Ağustos ayında “Arap Yarımadası Kadınları Yayımları” isminde bir kuruma bağlı olduğu söylenen el-Hunesa dergisi, devrimci düşüncelere sahip ve bu yolda canlarını feda edecek erkekler yetiştiren kadınları teşvik edici yönde yazılar yayınlamıştır. Bu internet dergisinin kurucularından biri olan Abdulaziz Makrin el-Kaide’nin Arabistan bölgesi lideri idi.

Kadınların bir diğer rolü de El-Kaide’nin yöneticilik işlerine müdahil olmalarıdır. Kadınların örgüt içinde fazla boy göstermeleri sonucu 2008 yılında Eymen Zevahiri internet üzerinden yayınlanan bir bildiride kadınların operasyonlara katılmalarının caiz olmadığını söyledi. Buna Bin Ladin’in sözleri de eklenmişti. Ancak bu açıklamaların aslında bir strateji olduğu ve asıl amacın El-Kaide’nin en önemli destekçisi olan Taliban teşkilatını hoşnut etme olduğu anlaşılmıştır. Son on yıl içinde kadınlar mali işlerdeki yönetimler bölümünde çalışmaktadırlar. Ayrıca internet aracılığıyla El-Kaide’ye eleman sağlama konusunda da aktif görev ifa etmektedirler. Özellikle kocalarını kaybetmiş ve intikam duygusu içinde olan kadınların bu alanlarda daha rağbetli oldukları gözlemlenmektedir. Mesela Brüksel’de yaşayan Melika Elarud’un kocası Afganistan’da Ahmet Şah Mesud’un öldürülmesi operasyonunda ölen militanlardan biridir. Melika sürekli internet üzerinden El-Kaide’nin reklamını yapmaktadır. Melika nasıl bomba yapıldığını öğretmiyor ama tüm zamanını erkekleri El-Kaide örgütüne üye olmak için teşvik etmekle geçiriyor.